|
|
Apr 15 2007, 11:02 AM
|

Yeni

Grup: Members
İleti: 7
Katılım: 18-July 06
Üye No: 215

|
Sonra bir an sessizliğin içinde, karnımın içinden gelen saatin tok, derin sesini duydum. Yıllardır bilmeden bunu beklemişim gibi, ferahlamayla kol kola bir sevinç, huzur, rahatlama… İlk izlenimlerim bunlar oldu. Sanki artık zamanımı daha iyi kontrol edecektim, savrukluğumun yerini ritim alacaktı. Hayatım daha bir düzene girecekti. Saat karnımın içinde önünde uzanan tüm hayatı kontrolü altındaymış gibi kendinden emin, güvenle atmaya devam ediyordu. Bir yüzü varmış gibi güldüğünü, varlığından tomurcuk halinde sürekli bir memnuniyet yayıldığını hissediyordum.
Yıllardır özlemini çektiği bir şeye doğru gidiyordu, yıllar önce kaçırdığı bir fırsata doğru gidiyordu, hayran olduğu birine doğru gidiyordu, şarkılarıyla hayatını renklendirmiş insanlara doğru gidiyordu, senelerdir beklediği bir konsere doğru gidiyordu, adını duyup merak ettiği, boğaz kenarındaki, o ünlü yere doğru gidiyordu.
Ruhumun sesini dinleyince ikircikte kalıyorum. Bıraksam, ona bıraksam kendimi, en kızdıklarımla bile şaşmaz bir neşe içinde konuşacak, geçmişi yok sayacak, hepsine boş verecek… Herkesle sadece tanış olmamız yetermiş gibi, aynı heves, aynı neşe, aynı heves, aynı gördüğüne mutlu olma… Gözlerim ağlıyor kızgınlıktan ama ruhuma kalsa neşe içinde. Ne düşüneceğimi bilmiyorum.
Yıllar önce politik kostümlerle gezen bir arkadaşı vardı. Bu söylemlere uzak büyümüş seksen kuşağından bir genç olarak uzun süre onun yanında kendini bilgisiz hissetti. Ta ki, kendisine, tesadüfen, önemsiz bulduğu bir soru sorana kadar. Kitap bile okumamış! Tümü şuradan buradan broşürlerden öğrendiği… Ve balon patladı. Kostümün içi boştu. Kral çıplaktı. Sonra insanları ikiye ayırdı. Karşısındaki çember mi, daire miydi? İçi boş mu, dolu muydu? İki boyutlu mu, üç boyutlu muydu? Yüzeysel miydi, yoksa derinliği varmıydı?
Yıllar sonra yine boğazın şehrinde, denizin yanında, mehtabın altında, yazın ortasında, kalabalığın arasında, konserdeyim. Bu kez politik bir konser değil, bu katıldığımız. Karanfil değil, gül kokusu var üstümüzde. Sloganlar atılmıyor, gurubun adını haykırıyoruz. Dev ekranlarda siyasi görüntüler yok, reklâmlar var. Polislerin yerine bodyguardlar dizili. İyi kötü değil, farklı. Su bulunuyor ama pahalı. Öncekinde Livaneli imzalı davetiyeyi geri getirmiştim hatıra, şimdi sarı bilekliğimle gökten yağan konfetilerden kaptıklarımı. İnsanın çocuksu ruhu işte, sahnede, paylaşılan bu anın bir dakikasını boşa geçirmemek için gözünü ayırmadığın adamı unut, yağmur gibi konfetileri bir oyun neşesi içinde kapmaya çalış.
Salıverildiler, koştular. İnsanın parasıyla rezil olması gibi. Tutukluymuşlar gibi. Bunca yılın karizmasının umursanmadığı nadir anlardan biri daha. Maratonun sonunda konserin yapılacağı alan bir anda gözlerinin önüne dizildi. Beton zemin, sağda beyaz plastik oturaklar, lacivert deniz, solda beton duvar, önde gri demir korkuluklar. Onların üzerinde mikrofon ve kablolarla dolu dağınık sahne, sahnenin iki yanında metal ışık kuleleri, kulelerin yanında dev ekranlar, üzerlerinde sahnenin çatısı, onun üstünde akşamın yaklaşmakla soluklaştırdığı mavi gök.
Yine uzun saçlı. Biraz daha yaşlı. Müziğin ilk notalarıyla koştu sahneye. Önümüzde gerildi. Sırtını arkaya verdi. Boyun damarları şişti. Boynundan çenesine doğru kızardı. İçim sızladı, “Kendine acımıyosan, bize acı, kıyamayız, bağırma” diyecektim az daha. Sanki onu tanımıyormuşum gibi. Her hareketini ezbere bilmiyormuşum gibi. Az sonra sahnenin sağına koşup oradan bu tarafa, sahnenin tam önündeki bizlere bakacağını bilmiyormuşum gibi. Gözlerindeki şaşkınlık yeniymiş gibi. Değil. Yine de inanılmaz. Bu nasıl oluyor? İşte kolunun iç tarafında, yakından tanıdığım, sevdiğim bir eğriyle içe uzanan mavi damar. Onun üstünde, pazusundaki siyah saçlı kadın dövmesi. Yeni değil, ezberimde. Ama inanamıyorum. Sanki gerçek değil. Gözleri kalabalığı tarıyor. Bir tanıdığını arıyor gibi, biliyorum, bu bakışların hepsini biliyorum. Ama göz göze gelmemiştik hiç.
Dev ekranlar piksel piksel bölünüyor. Sahneyi kuşatmış kalabalık öne hücum ediyor. Müzik giderek tizleşiyor. Sahneden püsküren ışıklar ve fışkıran ter havada asılı yakın bir bulut gibi. Fırtına dev vücut okyanusunu önüne katıp dalgalanıyor, sallanıyor, haykırıyor ve terliyor.
Beyza Ersoy
20-27.02 2007
|
|
|
|
|
|
Apr 15 2007, 02:13 PM
|

elçonun ozası
        
Grup: Yönetici
İleti: 4,467
Katılım: 1-July 06
Nereden: Mabed
Üye No: 12

|
Çok teşekkürler güzel yazın için. Her izlediğimde bu konseri kendimi tutamayıp ağlıyorum , 93 kaydını bulduğumda ne durumda olurum bilmem herhalde.
--------------------
Elçoşkom sen benim herşeyimsin.
GNR-STONES-PISTOLS-LED ZEP-ALICE COOP-QUEEN-BLUE ÖYSTER CULT-DURAN DURAN-NEUROTIC OUTSIDERS-FAITH NO MORE-BODY COUNT-ELTON-BOWIE-SKID-RHCP-'DETH-'MENT-FEAR-BLACK FLAG-MISFITS-DIRE STRAITS-DEF LEP-GILBY-ZEKİ MÜREN-MÜZEYYEN SENAR-AHMET KAYA-SELİM ÖZTÜRK-BORA DURAN-ARAP ŞÜKRÜ-NESRİN SİPAHİ-ÜMİT BESEN,
ALPARSLAN HAN-CALVIN-LARRY RICHARD-LARRY BIRD-SIR CHARLES-HAKEEM-PETE WILLIAMS-MITCH SMITH-CAN SONAT-İBRAHİM KUTLUAY-COMEGYS-TURNER-MILIC-CONRAD-AYDIN "THE GOD" ÖRS-DAMIR-MİRSAD-ONAN-WILLIE THE KING-LEBRON JAMES-DIRK NOWITZKI-PELİN ÇELİK-ARSLAN EKŞİ-SEDA TOKATLIOĞLU-EDA ERDEM-SERAP YÜCESİR-CAPPIE-BİRSEL VARDARLI-NEVRİYE "ASLA YILMAZ,ASLA YIKILMAZ" YILMAZ, PENNY TAYLOR,
VEDAT MİLOR,DEXTER,LOST,FARSCAPE,BABYLON 5,SIMPSONS,SOUTH PARK,BATTLESTAR GALACTICA,
RULEZ.
|
|
|
|
|
|
Apr 16 2007, 10:26 AM
|

Yeni

Grup: Members
İleti: 7
Katılım: 18-July 06
Üye No: 215

|
QUOTE(MYWIFEMYLIFE @ Apr 15 2007, 03:13 PM)  Çok teşekkürler güzel yazın için. Her izlediğimde bu konseri kendimi tutamayıp ağlıyorum , 93 kaydını bulduğumda ne durumda olurum bilmem herhalde. Çok teşekkür ederim, bu paylaşım için. Cevapları okudukça benim de gözlerim doldu...
|
|
|
|
|
|
Apr 16 2007, 12:50 PM
|

12.07.2006
        
Grup: Super Moderator
İleti: 3,112
Katılım: 5-July 06
Nereden: Bucketheadland
Üye No: 88

|
QUOTE(Beyza @ Apr 15 2007, 12:02 PM)  Yine uzun saçlı. Biraz daha yaşlı. Müziğin ilk notalarıyla koştu sahneye. Önümüzde gerildi. Sırtını arkaya verdi. Boyun damarları şişti. Boynundan çenesine doğru kızardı. İçim sızladı, “Kendine acımıyosan, bize acı, kıyamayız, bağırma” diyecektim az daha. Sanki onu tanımıyormuşum gibi. Her hareketini ezbere bilmiyormuşum gibi. Az sonra sahnenin sağına koşup oradan bu tarafa, sahnenin tam önündeki bizlere bakacağını bilmiyormuşum gibi. Gözlerindeki şaşkınlık yeniymiş gibi. Değil. Yine de inanılmaz. Bu nasıl oluyor? İşte kolunun iç tarafında, yakından tanıdığım, sevdiğim bir eğriyle içe uzanan mavi damar. Onun üstünde, pazusundaki siyah saçlı kadın dövmesi. Yeni değil, ezberimde. Ama inanamıyorum. Sanki gerçek değil. Gözleri kalabalığı tarıyor. Bir tanıdığını arıyor gibi, biliyorum, bu bakışların hepsini biliyorum. Ama göz göze gelmemiştik hiç. ne oluyoz dedikten sonra tüylerimi diken diken eden, gözlerimin nemlenmesini sağlayan kısım burası. o anı böyle anlattığın için sağol. onun sağ tarafa, bizim tarafımıza geldiği an, koşması ağır gösterimde beynimin en üst katmanlarında. ve montunu çıkardıktan sonra o bildik dövmelerden süzülen terler o anın gerçek olduğunu anlatmıştı.... aramıza hoş geldin beyza
--------------------
I smoke my cigarette with style
|
|
|
|
|
|
Apr 16 2007, 08:48 PM
|

Yeni

Grup: Members
İleti: 7
Katılım: 18-July 06
Üye No: 215

|
QUOTE(Buick @ Apr 16 2007, 01:50 PM)  ne oluyoz dedikten sonra tüylerimi diken diken eden, gözlerimin nemlenmesini sağlayan kısım burası. o anı böyle anlattığın için sağol. onun sağ tarafa, bizim tarafımıza geldiği an, koşması ağır gösterimde beynimin en üst katmanlarında. ve montunu çıkardıktan sonra o bildik dövmelerden süzülen terler o anın gerçek olduğunu anlatmıştı....
aramıza hoş geldin beyza Hoşbulduk. Gönülce zaten aranızdaydım ama bu güzel kabul için ayrıca teşekkür ederimmm.
|
|
|
|
|
  |
1 kullanıcı bu başlığı okuyor [1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı]
0 Üye:
Powered By IP.Board
2.2.1 © 2012 IPS, Inc.
|